edebiyat, sinema ve müzik hakkında merak ettikleriniz!
ANASAYFA | ÜYE KAYIT | ÜYE GİRİŞİ
ANASAYFA | SİNEMA

War of the Worlds: Yönetmen Gözüyle
--------------------
Sinema Editörü | İstanbul {Date}

Tom Cruise ve Dakota Fanning, War of the Worlds filminde uzaylıların istilasından kaçan baba, kız rolündeler
Son olarak "Minority Report" (Azınlık Raporu) filminde birarada çalışan yönetmen Steven Spielberg ve Tom Cruise, şimdi yeniden biraradalar ve H.G. Wells'in, klasik bilimkurgu hikayesi "War Of The Worlds"ü perdeye taşıyorlar. Spielberg, ilk kez dünyayı yoketmeye çalışan kötü uzaylılar temasını işlerken, ikili, yeni projelerde de birlikte çalaşacaklarının işaretini veriyorlar.

Wells'in hikayesi daha önce de sinemaya aktarıldı. Neden bu hikaye ve neden şimdi?

Spielberg: Aslında bu filme 12 yıl önce başlamış olabilirdim. Bir açık artırmada, polisin el koymadığı son "War of The Worlds" radyo senaryosunu aldım. Polis, Mercury Tiyatrosu'na baskın yapıp, her radyo oyununu alıp parçaladığında, kurtarılabilen tek kopya Howard Koch'un evindeydi. Biliyorsunuz, oyunu Koch ve Orson Welles birlikte yazdılar.

Hikayeyi daha önce okumuştum, ama radyo şovu elime geçince, "Bu inanılmaz bir film olur" diye düşündüm. Ama sonrasında bir sürü benzer filmler yapıldı. Üstüne bir de "Independence Day" filmi yapılınca, "Belki de War of The Worlds'ü yapmam" diye düşündüm. Bu filmler amacına uymadı, konuyu hep farklı açılardan ele aldı. Ben ise tercihimi Wells'in kitabından yana kullandım. Arada geçen zamanda da neler yapabileceğimi düşündüm.

Tom'la yapacak birşeyler bulmaya çalışırken bu hikaye ile yeniden ilgilenmeye başladım. "Minority Report"u yaparken çok keyif aldık ve yine birarada çalışmak için zaten fırsat kolluyorduk. Böylece bir gün Tom'u arayıp, bu filmde oynayıp oynamak istemeyeceğini sordum.

Bu film sizin uzaylı üçlemenizi tamamlıyor. İlk iki filmde uzaylılar iyi yaratıklardı, ama son filmde durum biraz degişik. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz ve bu film, yaşadığımız döneme uyuyor mu?

Spielberg: Hayır. Ben sadece eşit fırsatları seven bir yönetmenim. Hayırsever uzaylıları da çektim ve şimdi de en kötü uzaylılarla ilgileniyorum. Bildiğimiz şekliyle bu uzaylılar insanları yoketme hedefinde ve kitapta da, bunu tüm detayları ile okuyabiliyorsunuz. Uzun bir geçmişe sahip olan bu kitaba saygım büyük. Ama bunun anlamı, filmi 1898'lere dayandıracağım anlamına da gelmiyordu.

Bugünün dünyasında kendimi evimde hissediyorum. Sanırım 11 Eylül'ün gölgesinde, ortak geleceğimiz hakkında düşüncelerimiz çok kararsız. Bu kararsızlık, filmle de az ya da çok bağlantılar içeriyor. Bu yüzden, 11 Eylül sonrasında "War of The Worlds" projesini yeniden ele aldığımda, bu hikaye bende daha fazla etki bıraktı.

"ET"den önce de bir uzaylı istilası senaryosu ile ilgileniyordunuz ve bu senaryo, döndü dolaştı ve 'mutlu' bir uzaylı istila filmine dönüştü. O dönemde korku filmi yapmak istemediğinizi söylemiştiniz. O günden bugüne ne değişti?

Spielberg: Beni bir bilimkurgu-korku filmi yapmaya itecek kadar çok şey değişmedi hayatımda. Benim en sevdiğim korku filmlerinden biri olan "Alien"ı yöneten Ridley Scott'ın ardından "Neden ben de böylesini yapamıyorum?" diye düşünmüştüm. Bu tarz; benim hep denemek istediğim bir tarzdı. "War of the Worlds" kitabını kolejde, yani bir sinemacı bile değilken okuduğumdan biri filme çekmek istiyordum.

Bu harika bir hikayeydi, 19. yüzyıl klasiklerindendi. Bence Jules Verne ve H.G. Wells, bilimkurgu ve fantazi dünyasını tepeden tırnağa değiştiren kişiler. Bu hikaye ile ilgilenmemin bir sebebi de, 1953-1954'teki ilk filme gerçekten saygı duymam. Ben o filmin biraz daha karanlık ve orjinaline biraz daha yakın bir versiyonunu çekmek istedim.

Baba figürü, Spielberg'in filmlerinde her zaman önemli bir yer tutar. Siz bu konuma uyduğunuzu düşünüyor musunuz? "Close Encounters of the Third Kind" filminde, uzaylılarla gitmek için ailesini bırakan bir baba yerine, burada ailesi için savaşan bir baba var.

Cruise: Öncelikle söymemem gerekir ki, Spielberg'in filmlerinde ailelere bakış tarzını seviyorum. Onları çok gerçek ve farklı buluyorum. Her zaman bir baba olmak istedim ve Spielberg ile hikayeyi konuşmaya başladığımızda, konu bir noktadan sonra, bir babanın ve ailesinin ilişkisinin nasıl olduğuna geldi. Böyle olunca da bu karakteri oynamak ve nasıl olabileceğini görmek için sabırsızlandım.

Peki ya siz, baba figüründe yaptığınız bu değişikliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

Spielberg: Bu benim bilinçli olarak yapmak istediğim bir değişiklik değildi. "Close Encounters of the Third Kind" filmi, sınır tanımayan merakı nedeniyle saplantıları olan ve bu saplantıları nedeniyle de ailesinden uzaklaşan bir adamla ilgiliydi. Bu merak, ailenin babasını uzay gemisine götürdü. Ayrıca bu hikayeyi, çocuk sahibi olmadan önce yazmıştım. Ama şimdi yedi tane çocuğum var. Bugün asla ailesini terk edip giden bir adamla ilgili birşey yazamam. Tersine, çocuklarını korumak için elinden gelen herşeyi yapabilecek bir insanı tercih ederim. Bu yüzden bu film, benim kendi gelişimimi de yansıtıyor.

Filmin içeriğinde farklı unsurlar var. Özellikle de mülteciler ve onların kötü durumları ön planda. Bu sizin için filmin teması mı?

Spielberg: Bu konu hepimiz için çok alışılmadık bir tema. Çünkü doğal afetler olmadığı, Florida'ya ulaşmaya çalışan mülteciler dalgalar arasında boğuşmadığı sürece Amerika'daki mültecileri çok fazla dikkate almayız.

11 Eylül'ün gölgesinde, Manhattan'dan kaçarak George Washington köprüsüne akın eden insanların görüntüsü hep aklımdadır. Bunu asla unutmayacağım. Bu, kısmen Amerikalı mültecilerle ilgili. Çünkü sebepsiz yere saldırıya uğrayan, hayatlarını kurtarmak için kaçan, neden kendilerine saldırıldığını veya kimin saldırdığını bilmeyen Amerikalılar bu filmde.

Kaynak: www.mynet.com

Editör'ün Notu:
İLGİLİ YAZILAR


Copyright © Istanbul Postasi 2002 - 2005. Tüm Hakları Saklıdır, Hiçbir Ortamda Yayınlanamaz