ANASAYFA
|
SİNEMA
Filmlerdeki Efsane: New York -------------------- Sevtap Erden | New York {Date}
New York filmlerinin değişmez romantik mekanı Central Park
New York, gösterişli silueti, farklı binaları, renkli sokakları ve şık bulvarlarıyla, enerjisi ve ışıltısıyla doğuştan film yıldızı.
Sessiz sinema döneminin filmlerinden, 40’ların ve 50’lerin sokaklarda çekilmiş kara filmlerine, 80’lerin ve 90’ların pırıltılı romantik filmleriyle, heyecan dolu macera filmlerine kadar dünyanın en çok filme alınan şehri ünvanına sahip şehir. Ve tabii bu filmlerin hemen tanınan başrol oyuncusu ve seti.
SİNEMA VE NEW YORK Sinemada New York’un apayrı bir yeri var. Bu şehrin kozmopolit yapısı ve enerjisi John Cassavetes, Jim Jarmusch ve Spike Lee gibi kalıplara sığmayan yönetmenlerin ilham kaynağı.
Diğer taraftan, Woody Allen ve Sidney Lumet gibi yönetmenler New York’tan başka bir yerde film çekmeye yanaşmıyorlar.
Bu şehrin başrolde olduğu öyle çok film var ki, en iyi New York filmlerini sıralamak oldukça zor.
Yine de şehrin atmosferini, tarzını ve ritmini en iyi yakalayan, çeşitliliğini yansıtan filmleri sıralamaya çalışayım istedim, onun hakkında en iyi fikri verebilecek filmleri…
Listemi belli bir düzene göre yapmıyor olsam da her türlü sıralamada Breakfast at Tiffany’s (Blake Edwards 1961) başta geliyor. Film, New York’un büyüleyici bir şehir olduğunu gösteriyor. Audrey Hepburn’ü izlemek ise ayrı bir keyif. Bu filmde romantik New York var.
Eskilerden bahsetmişken, bir müzikalden de sözetmeden geçmeyelim: On the Town (Stanley Donen, Gene Kelly, 1949). Film, New York limanında duran bir gemiden, bir günlüğüne şehre inen üç denizcinin maceralarını anlatıyor. Tabii şehir, Gene Kelly ve Frank Sinatra ile birlikte başrolde. Stüdyo yerine sokaklarda çekilmiş ilk müzikal. Üstelik bir benzeri yok ve olmayacak. Biliyorsunuz artık bu tür film yapmıyorlar maalesef…
MAFYA FİLMLERİNİN GÖZDE MEKANI New York’ta geçen pekçok gangster filmi olmakla beraber bunlardan biri sinemanın efsanelerinden: Once Upon a Time in America (Sergio Leone, 1984). Film, 20.yüzyılın ilk yarısında Brooklyn’de geçiyor ve birlikte büyüyen dört arkadaşın zamanlarının en ünlü gangsterleri oluşunu anlatıyor. Robert de Niro’nun oyunculuğu, Ennio Morricone’nin müziği, unutulmaz bir New York masalı.
New York filmleri deyip de, Woody Allen’dan bahsetmemek olmaz. Allen’ın tüm filmleri bu şehirde geçiyor, New York’u, New York’luları anlatıyor. Bunlardan biri var ki Woody Allen sevenlerin de sevmeyenlerin de gözdesi:Manhattan (1979). Bir siyah beyaz klasik daha. Film, şehirde yaşayan bir grup entellektüelin kendileri ile hesaplaşmalarını, yaşama biçimlerini, ilişkilerini ve aşklarını anlatıyor. Gershwin’in müzikleri eşliğinde... İçeriği ve müzikleri ile bir New York belgeseli.
ROMANTİK FİLMLERİ DE UNUTMAMAK LAZIM Yakın zamanların New York’unda geçen başka bir film ise When Harry Met Sally (Rob Reiner, 1989). Birbirlerini yıllardır tanıyan iki arkadaşın aşka dönüşen hikayesini anlatıyor film. Tipik bir romantik film olmasına rağmen, hikayenin, oyuncuların ve Manhattan’ın doğallığı sayesinde her zaman seyredilecek bir eser ortaya çıkmış. New York’un günlük hayatına ait renkli resimler bu filmde.
Gördüğünüz üzere liste uzayıp gidiyor. Sabrınıza güvenebilsem ve editörüm izin verse New York filmleri daha sayfalarca yazılabilir. En azından bu listede olmayı hakedebilecek filmlerden birkaçını hatırlatayım:
Taxi Driver (Martin Scorsese, 1976), Radio Days (Woody Allen, 1987), The Godfather II (Francis Ford Coppola, 1974), Do the Right Thing (Spike Lee, 1989), Die Hard III (John McTierman, 1995), Smoke (Wayne Wang, 1995)
Eminim, gözümden kaçan daha pekçok film var. Favori New York filmlerinizi benimle paylaşırsanız listeyi daha da büyütebiliriz.
Canınız yolculuğa çıkmak, bir şehri keşfetmek istediğinde bu filmlerden birini izleyebilirsiniz.
|
|
|
Editör'ün
Notu:
|
|
|
 |
|