edebiyat, sinema ve müzik hakkında merak ettikleriniz!
ANASAYFA | ÜYE KAYIT | ÜYE GİRİŞİ
ANASAYFA | MÜZİK

Altın Mikrofon Müzik Yarışması
--------------------
Müzik Editörü | İstanbul {Date}

1967 Yılındaki yarışmada Cem Karaca ve Apaşlar ikinci oldu.
Televizyonların yeni yayın dönemleriyle birlikte yeni şarkı yarışmalarının da tanıtımları başladı. Popstar, Bir Yıldız Doğuyor, Türküstar, televizyonlar yarışmadan geçilmiyor. Etrafımızda yeterince "starcık" yokmuş gibi bütün sonbahar ve kış bu yarışmaların hikayelerini dinleyeceğiz.

Bu bol mesajlı, melodramik şarkı yarışmaları başlamadan, size kırk yıl önce yaşanan "gerçek" bir yarışmanın hikayesini, "Altın Mikrofon Şarkı Yarışmasının" hikayesini anlatmak istiyorum. Bu yarışma için Popstar'ın dedesi de diyebiliriz.

Bundan 40 yıl önce de, 1965 – 1968 yılları arasında Hürriyet gazetesi tarafından düzenlenen “Altın Mikrofon” şarkı yarışması Türk pop müziğinin geniş kitlelerce kabul edilmesinde önemli rol oynamıştır. Bu yazı, Türk pop müziği tarihinin yaşayan en büyük uzmanlarından Naim Dilmener’in www.birzamanlar.net için hazırladığı Altın Mikrofon Şarkı Yarışması yazısından alıntıdır. Yazının tamamını okumak için veya Türk pop müziği hakkında daha detaylı bilgi almak için www.birzamanlar.net sitesini ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

***

1964 yılı sonunda Hürriyet gazetesi Altın Mikrofon yarışmasının yapılacağını duyurur. Hürriyet, yarışmanın yapılış nedenini şöyle açıklamıştır: "Altın Mikrofon Armağanı Yarışması, batı müziğinin zengin teknik ve şekillerinden faydalanılarak yine batı müziği aletleriyle çalınmak suretiyle Türk musikisine yeni bir yön vermek için hazırlanmıştır."

Yarışmanın şartları ilan edilir edilmez 78 müsabık başvurmuş, gazete; aralarında M. Nurettin Selçuk, Nadir Nadi, Cüneyt Orhon, Selmi Andak, Refik Fersan ve Safiye Ayla gibi önemli isimlerin bulunduğu tam 119 (bu sayı, yarışma başladığında seksene düştü) kişilik bir jüri oluşturmuştur. İlk elemeler, 5 Ocak 1965 Salı günü, Beyoğlu İstiklal Caddesi'ndeki Yeni Tiyatro'da yapılacaktır.

Gazete, yükselmekte olan pop dalgasını görmüş ve bu dalganın batı taklitçiliği ile sınırlı kalmayarak, elden geldiğince bizden olana yaslanmasına, bizden renkler taşımasına katkıda bulunmak için kolları sıvamıştır. Katılmayı rekor seviyesine çeken önemli bir unsur da dereceye girenlerin plaklarının kârı yarışmacıya ait olmak üzere çıkarılacak olmasıdır. Plakların henüz çok yaygınlaşamamış olduğu ülkemizde, kar amacı güdülmeyen bu hareket, her evin 45'lik plaklar ile tanışmasını sağlayacaktır.

Tam 6.5 saat süren elemelerde, şöhretleri yıllanmış profesyonellerle, çiçeği burnunda amatör müzisyenler hep birlikte yarışır.
Hürriyet, o zamanların en önemli klüplerinden Kervansaray'ın sahibi İbrahim Halil Doğudan ile bir anlaşma da imzalamıştır. Kervansaray Lokanta - Pavyon İşletmesi'nin sahibi Doğudan, Hürriyet'e bir taahhütte bulunmuş ve yarışmanın birincisine yeni açacağı Oriental isimli gazinonun Night Klübü'nde her gece yarım saat program yaptıracağını söylemiştir.

İLK YARIŞMA 1965 YILINDA
Yarışmanın ilk elemeleri, ilan edildiği gibi, 5 Ocak Salı günü yapılır. Tam 6.5 saat süren elemelerde, şöhretleri yıllanmış profesyonellerle, çiçeği burnunda amatör müzisyenler hep birlikte yarışır. Elemelerin bitmesi ile birlikte, jüri üyeleri, notladıkları listeleri İstanbul 16. Noteri Katibe Yürür'e teslim ederler. Tün işlemler sağlam ve en ufak bir dedikoduya yol açmayacak şekilde yürütülmektedir.

Oylama sonucu 10 grubun finale kaldığı açıklanır. Türk Popu'na ilk resmi girişini yapacak olan Erol Evgin ile Cem Karaca ve Jaguarlar gibi genç isimlerle, Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrası (ve dolayısıyla Ayla Dikmen) gibi önemli isimler finale kalamamıştır.

Finale kalanlar arasında: "Halimem" adlı parçadan twist meydana getiren Fikret Kızılok'lu Cahit Oben, "Sandığımı Açamadım" adlı şarkıyla Ferdi Özbeğen, "Zamane Kızları" adlı kendi bestesini seslendiren İlham Gencer, "Kemerin Naftaları" ile Selçuk Alagöz, "Gençliğe Veda" adlı Türk Müziği kalıplarındaki şarkısını batı müziği aletleri refakatinde söyleyen Yıldırım Gürses yer alır.

10 finalist, yarışma şarkılarının yanında, iki tane de serbest parçayla 25 Ocak'ta Ankara’da, 26 Ocak'ta Adana’da ve 27 Ocak'ta İzmir'de yarışacaktır. Yarışmanın yapıldığı salonlara girecek olanlara girişte bir oy pusulası verilecek ve onlar da en çok beğendikleri orkestranın adını buraya yazarak çıkışta kapıdaki özel kutulara atacaklardır. Dört büyük şehrimizde yapılan dört konser sonrası, en çok oyu alan ilk üç grubu müzikseverler belirleyecektir.

Ankara'da Büyük Sinema, Adana'da Erciyeş Sineması, İzmir'de Kulüp Sineması bu yarışmaya ev sahipliği yapar. İstanbul'da ise tam üç ayrı konser yapılır. 11 Şubat Perşembe Fatih Renk Sineması, 15 Şubat Pazartesi Kadıköy Opera Sineması ve 16 Şubat Salı günü Beyoğlu Atlas Sineması'nda yarışmacılar sahneye çıkar.

22 Şubat gecesi Site Sineması'nda yarışmacılar, vali Niyazi Akı, belediye reisi Haşim İşcan, kumandanlar, konsoloslar ve seçkin misafirler önünde son defa şarkı söyleyip kulise çekilir ve neticelerin açıklanmasını beklerler.

YILDIRIM GÜRSES BİRİNCİ
Sonuçlar şaşırtıcıdır. Toplam 7.776 oy kullanılan yarışmayı, 1.985 reyle Yıldırım Gürses kazanmış, Mavi Işıklar 1.407 reyle ikinci, Silüetler 1.188 reyle üçüncü olmuşlardır. Yaklaşık iki aydır süren maraton böylelikle sona ermiştir. Gazete ve dergilerde, ilk üç dereceyi paylaşanlar boy göstermektedir.

Yıldırım Gürses, "Artık rahat uyuyabilirim" derken, bu kadarını hiç ummamış Mavi Işıklar havalara uçar. Sonraları, kendisiyle çok uğraşılarak canından bezdirilecek olan Türk Popu'nun en kadersiz isimlerinden Mesut Aytunca önderliğindeki Silüetler ise "Hayatımızın en güzel dakikalarını yaşıyoruz" diyerek duygularını açıklarlar.

Yarışmanın ardından, Hürriyet sözünde durur ve 10 finalistin tamamının 45'liklerini basar. Plakların basılmış olması, yarışmanın en az kendisi kadar hareketlendirir piyasayı. 10 finalistin büyük kısmı, ilk plaklarına bu yolla kavuşmuşlardır. Zaten 45'lik sayımız parmakla sayılacak kadar azdır ve bir anda bu sayının üzerine 10 plak birden eklenmiştir.

Aralarında Zeki Müren ve Rüçhan Çamay'ın da bulunduğu jüri, dokuz saat devam eden müsabaka sonunda yedi orkestranın finale kaldığını açıklar.
İlk yarışma, birincisinden (Yıldırım Gürses) çok ikincisi ile ses getirmişti. Mavi Işıklar kısa bir zaman içerisinde şöhretin doruklarına tırmanmış ve ismini herkese ezberletmişti. Grubun bu popülerliğini, grubu yaratmış olan Hürriyet de kullanmakta gecikmez.

Mavi Işıklar, Hürriyet’e minnet borçlarını Nisan ayında ikincisi yapılacak yarışmaya da katılarak ödemeye çalışır. Şöhreti bu kadar yaygınlaşmış bir grubun artık herhangi bir yarışmaya katılmaması, kendisini yeniden sınanma durumunda bırakmaması gerekir ama Mavi Işıklar bu riskin altına girer ve yarışmaya başvurur.

ZEKİ MÜREN 1966 JÜRİSİNDE
1966 yılının yarışmasında ilk elemeler Kervansaray'da yapılmaktadır. Aralarında Zeki Müren ve Rüçhan Çamay'ın da bulunduğu 46 kişilik ön jüri, dokuz saat fasılasız devam eden müsabaka sonunda yedi orkestranın finale kaldığını açıklar.

Daha önce yapılan açıklamalarla, finale beş orkestranın kalacağı söylenmiş olmasına rağmen, yarışmacılar arasında çok az puan farkı olması nedeniyle bundan vazgeçilmiş ve finalistlerin sayısı yediye çıkarılmıştır. Ali Atasagun Dörtlüsü, Cahit Oben, Kent Yedilisi, Selçuk Alagöz, Silüetler, Türkiye Petrolleri Orkestrası ve elbette Mavi Işıklar finale kalabilen isimler olmuştur.

Bu elemelerden sonra tıpkı geçen yıl olduğu gibi yarışma kafilesi yollara düşer. Üstelik bu yıl daha çok şehir gezilecektir. Bursa, Eskişehir, Ankara, Samsun, Konya, Adana ve İzmir konserlerinden sonra İstanbul'a gelinecek ve nokta burada konacaktır. Ön jürinin de yakınmalarına sebep olmuş, orkestralar değişirken sahne değişiminin çok uzun sürmesi konusu da Fecri Ebcioğlu ile çözülecektir. Fecri Ebcioğlu hem konserleri sunacak, hem de gruplar arası boşlukları dolduracaktır.

İkinci yarışma sonunda 12 konserde 13.411 oy kullanılmış ve Silüetler 4.563 rey alarak birinci, Mavi Işıklar 2.850 reyle ikinci, Selçuk Alagöz ise 2.382 reyle üçüncü olmuşlardır. Yarışmadan sonra, Hürriyet, verdiği sözü tutar ve yarışmacıların plaklarını da basar. Ama bu plaklar, bir yıl öncesinde olduğu kadar ilgi görmez. Çünkü artık yeterince plağımız vardır ve piyasa geçen yıl olduğu gibi bu işe aç değildir.

1967’NİN YILDIZLARI CEM KARACA VE APAŞLAR
Altın Mikrofon'un üçüncü kervanı 1 - 13 Mart 1967 tarihlerinde, bir kere daha yollara düşer ve 9 vilayette 11 konser verilir. Ankara ve İzmir'de ikişer, Adapazarı, Kayseri, Adana, Mersin, Antalya, Denizli ve Balıkesir'de birer konser verilir. İstanbul'daki konser sayısı, biri Bakırköy'de, biri Kadıköy'de ve ikisi Beyoğlu'nda olmak üzere tam dört adettir.

1967 Yarışmasının asıl galibi olarak Cem Karaca ve Apaşlar bağırlara basılır.
Cem Karaca ve Apaşlar, Haramiler, Mavi Çocuklar, Rana Alagöz, Türkiye Petrolleri Orkestrası ve Yabancılar olmak üzere altı finalist bu konserler boyunca ter dökmüştür. Yarışma şartnamesinde bu yıl yapılan değişiklikle, daha önceki yarışmada dereceye girenlere getirilen sınırlamayı, Selçuk Alagöz, aileden Rana Alagöz'ü ortaya sürerek çözmeye çalışır. Gruplar müstakil dört şarkı ile birlikte bir de yarışma parçası söylemişlerdir sahnede.

Zafer Mavi Çocuklar'ın olur. Bir zamandır Blue Boys adıyla faaliyet gösteren bu batılı grup, apansız Altın Mikrofon kervanına katılmaya karar vermiş ve "samba - swing - oryantal" diye niteledikleri şarkıları ile birinci olmuşlardır.

Kadıköy ve Suadiye taraflarında adını duyurmuşken bir süre ortadan kaybolan Apaşlar da, Cem Karaca ile birlikte katıldıkları yarışmayı, kısa bir zaman içerisinde herkesin diline dolanacak olan "Emrah" adlı şarkıları ile ikinci olarak bitirmişlerdir.

Aslında Apaşlar, karşılarına Cem Karaca çıkmadan önce, yabancı orkestraların melodilerini aranje ederek çalma niyetindedir ama, her şey çok çabuk değişir; önce Cem Karaca ile birleşirler, ardından da, yabancı orkestra melodilerini bir kenara atarak "Emrah"ın düzenlemesi ile boğuşmaya başlarlar.

Alagöz ailesinin yeni ferdi Rana Alagöz de "Konya Kabağı"nı dört ayrı ritm ile sunmuş ve arkasında çalan ağabeyi Selçuk'un desteği ile (ki Engin Yörükoğlu ve Cahit Berkay da henüz Selçuk Alagöz'ün yanındadır) yarışmayı üçüncü olarak bitirmiştir.

Bir yarışma daha bitmiştir ama, dedikodular devam eder. Yarışmanın asıl galibi olarak Cem Karaca ve Apaşlar bağırlara basılır, asıl birinciliği onların hak etmiş olduklarından dem vurulur. İlk üçe girememiş olan Haramiler için de çoğu insan üzgündür.

"Emrah" bütün eleştirmenlerin üzerinde mükemmel diye fikir birliğine vardıkları bir plak olmuştur. Doğan Şener, "Hafif Batı Müziği'mizin mucizesi" derken, bizden olana pek yakın durmayan Fecri Ebcioğlu bile, "Bugüne kadar bestelenmiş ya da batı müziğine uyarlanmış en iyi şarkı" olarak nitelemektedir "Emrah"ı.

MOĞOLLAR 1968’IN ÜÇÜNCÜSÜ
1968 yılında, Altın Mikrofon'un dördüncüsü yapılır. Erkin Koray Dörtlüsü, Haramiler, Moğollar, Sis Beşlisi ve Turgut Oksay ile T.P.A.O Batman Orkestrası'ndan oluşan finalistler toplam 32 müzisyen ve yakınları, tam 17 gün sürecek bir maraton sonrası finale ulaşırlar.

Yarışmayı renklendirmek için kervana katılmış Orhan Boran, "Yuki'nin babası" olarak büyük ilgi toplar bu turnede. İstanbul'da verilen konserler sonrası, nihayet Şan Sineması'nda yapılan finalde sonuçlar açıklanır.

Çoğunluğu, Urfa, Elazığ, Diyarbakır ve Gaziantep gibi şehirlerde toplanmış 6.068 oyla Batman Orkestrası birinci olur. İlhan Telli'nin önderliğindeki bu Altın Mikrofon yarışmalarının emektar topluluğu, nihayet şeytanın bacağını kırmış ve birinci olmuştur. Grup "Meşelidir Enginde Dağlar Meşeli" adlı şarkıyla bu sonucu elde etmiştir.

Koray Oktay, Oğuz Durukan, Uğur Dikmen ve kervanın en genç müzisyeni olan Asım Ekren'den kurulu Haramiler, (4476 oy alarak) "Arpa Buğday Daneler" ile ikinci, koyun postlarının uğur getirdiği söylenen Moğollar, (3711 oy) "Ilgaz" ile üçüncü, Erkin Koray dahil dört kişiden oluşan Erkin Koray Dörtlüsü (2980 oy) "Çiçekdağı" ile dördüncü olurlar.

YARIŞMANIN ALTIN ÇAĞI DÖRT YIL SÜRDÜ
İlk defa 1965 yılında yapılmış olan bu yarışmanın dördüncüsü, henüz o tarihlerde bilinmiyor olsa da, son yarışma olacaktır. Türk Popu'nu derinden etkilemiş, Anadolu Pop akımının yerleşmesi ve kalıcı olması için büyük bir destek vermiş olan bu yarışma, 1972 yılında Günaydın gazetesinin el atacağı tarihe kadar kulak arkası edilecek, Günaydın'ın (sonra da Saklambaç'ın) çabaları da bir işe yaramayacak ve 1965 – 1968 arası altın çağ, 1968 yılında sona erecektir.

1972 yılında yapılan yarışma Edip Akbayram gibi çok önemli bir ismi kazandırır Türk Popu'na. Ama yine de ortam değişmiştir. Anadolu Pop zaten başını alıp gitmiştir artık. Hümeyra, Barış Manço, Cem Karaca, Selda, Fikret Kızılok, Moğollar başta olmak üzere bu akım epeyce büyük isim, epeyce hit şarkı yaratmıştır. Zaman, artık 60'ların ortasında olduğu gibi imkansızlıklarla dolu değildir, bu nedenle de yarışmanın yapılıyor olmasnın ilginçliği kalmamıştır...

Türk Popu, bu yarışmanın desteği ile belki de alınması yıllarca sürecek uzun bir mesafeyi almış, geniş yığınlara sesini bu yarışma ile duyurabilmiştir. Hatta gelinen nokta maksadı bile aşmıştır denilebilir. Türk Popu, tahmin edilebilenden daha kısa bir süre içinde, hayallere bile sığmayacak ölçüde renklenmiştir. Atılan temel o kadar sağlam atılmıştır ki; ne arabesk, ne 12 Eylül ne de başka gelişme Türk Popu'nu etkilemiyecek, çok zor olan 2000'li viraj bile rahatlıkla dönülebilecektir.

NAİM DİLMENER

Kaynak: www.birzamanlar.net
Editör'ün Notu:
İLGİLİ YAZILAR


Copyright © Istanbul Postasi 2002 - 2005. Tüm Hakları Saklıdır, Hiçbir Ortamda Yayınlanamaz