edebiyat, sinema ve müzik hakkında merak ettikleriniz!
ANASAYFA | ÜYE KAYIT | ÜYE GİRİŞİ
ANASAYFA | ISTANBUL

Müze Gezme Mevsimi Başlıyor
--------------------
Leyla Eyüboğlu | Istanbul {Date}

İstanbul şehri öylesine büyük ve görkemli ki insan ne kadar çaba sarf ederse etsin yeterince tanıyamıyor. Ben İstanbul’lu değilim. Bu şehre yaşamak için geliş tarihim üniversite sonrası 1994 yılı, yaklaşık 10 sene olmuş. İnsan kendi yaşadığı şehri bilmez mi? Bu yaz İstanbul’a gezmeye gelen yabancı arkadaşlarımın, İstanbul’u benden daha iyi bildiklerine şahit oldum.

Eğer siz de benim gibi İstanbul içinde, İstanbul’dan bir haberseniz, bu sonbaharda biraz zaman ayırıp, tarihimizin parçası dört güzel müzeyi gezin. Bu sayede yaşadığımız şehir de içki, eğlence ve gece hayatı dışında da güzellikler olduğunu görmü olursunuz.

ARKEOLOJİ MÜZESİ
1891 tarihinde hizmete açılan İstanbul Arkeoloji Müzeleri, ressam Osman Hamdi Bey tarafından Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) adıyla kurulmuştur. Müzenin mimarı Alexandre Vallaury’dir. Binanın dış cephesi İskender Lahdi ve Ağlayan Kadınlar lahitlerinden esinlenerek yapılmıştır. İki katlı binanın üst katında küçük boyutlu taş eserler, çanak çömlekler, pişmiş toprak heykelcikler, Hazine Bölümü ve yaklaşık 800.000 sikke, mühür, nişan, madalya ve sikke kalıplarının bulunduğu Gayri İslami ve İslami Sikke Kabineleri ile 70.000 civarında kitabı bulunan kütüphane yer almaktadır.

Binanın alt kat salonlarında; İskender Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi, Satrap Lahdi, Lykia Lahdi, Tabnit Lahdi gibi Sayda kral mezarlarında bulunan ünlü lahitler sergilenmektedir. Lahitler sergilemesinin yanı sıra, önemli antik kent ve bölgelerden gelen heykel ve kabartmaların yer aldığı Antik Çağ heykelciliği sergilemesi de alt katta bulunmaktadır.Bu sergilemede Arkaik Dönemden Bizans Dönemine kadar olan heykel sanatı gelişimi kronolojik sıralama içinde en seçkin örneklerle verilmektedir.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi hariç her gün 09.30-17.00 saatleri arasında.
Ücret: Tam: 3.000.000.-TL., Öğrenci: Ücretsiz
Adres: Osman Hamdi Bey Yokuşu Gülhane, Sultanahmet
Telefon: 0212 520 77 40

AYASOFYA MÜZESİ
İlk yapıldığında Megale Ekklesia (Büyük Kilise) olarak adlandırılan Ayasofya, Hıristiyan üçlemesinin ikinci unsuru olan Kutsal Hikmet’e (Sofia) adandığı için Ayia Sofia olarak tanınmıştır. Ayasofya’nın ilk açılış töreni, 15 Şubat 360’ta yapıldı. Bu yapı, üzeri ahşap çatı ile örtülü, uzunlamasına gelişen bir bazilikaydı.

İmparator I. Justinian, 532 yılında başlayan ayaklanmada çıkan yangın sonucu büyük zarar gören Ayasofya’nın yeniden yapımı için, Miletoslu İsidoros ile Tralesli Antemios’u görevlendirdi. Ancak bu iki mimarın yaptığı yapı da 553 ve557 yıllarındaki depremlerle büyük zarar gördü, ve I. Justinian’un emri ile İsidoros’un yeğeni Genç İsidoros onarımı üstlendi ve kiliseyi 27 Aralık 537`de tamamladı.

Ayasofya`nın mimarisinin yanı sıra mozaikleri de büyük önem taşımaktadır. En eski mozaikler iç narteks ve yan neflerde altın yaldızlı geometrik ve bitkisel motifli olan mozaiklerdir. Figürlü mozaikler IX.-XII. yüzyıllarda yapılmıştır. Bunlar İmparator kapısı üzerinde, absiste, çıkış kapısı üzerinde ve üst kat galeride görülmektedir.

Ayasofya İstanbul`un fethi ile birlikte başlayan Türk döneminde çeşitli onarımlar görmüştür. Mihrap çevresi, Türk çini sanatı ve Türk yazı sanatının en güzel örneklerini içerir. Bunlardan kubbedeki ünlü Türk hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendi`nin Kuran`dan alınma bir suresi ile 7.50 m. çapındaki yuvarlak levhalar en ilgi çekici olanıdır. Bu levhalarda, Allah, Muhammed, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Ebu Bekir, Hüseyin`in isimleri yazılıdır. Mihrabın yan duvarlarında ise Osmanlı padişahlarının yazıp buraya hediye ettiği levhalar vardır. Sultan II. Selim, Sultan III. Mehmet, Sultan III. Murat ve şehzadelerin türbeleri, Sultan I. Mahmut`un şadırvanı, sıbyan mektebi, imareti, kütüphanesi, Sultan Abdülmecid`in hünkar mahfeli, muvakkithanesi, Ayasofya`daki Türk çağı örnekleri olup türbeler, iç donanımı, çinileri ve mimarisiyle klasik Osmanlı türbe geleneğinin en güzel örneklerini oluşturmaktadır.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Haftanın yedi günü 09.30-16.30 saatleri arasında açıktır.
Ücret: Tam: 3.000.000 TL., Öğrenci: Ücretsiz, Yabancı: 15.000.000 TL.
Adres: Sultanahmet Meydanı İstanbul
Telefon: 0212 522 17 50 - 522 09 89

BEYLERBEYİ SARAYI MÜZESİ
Sultan Abdülaziz tarafından mimar Sarkis ve Agop Balyan kardeşlere yaptırılan sarayın inşası 1864’te tamamlanmış, fakat tefriş edilmesi uzun sürdüğünden ancak 1865 yılında Sultan Abdülaziz saraya gelebilmiştir. Sultan Abdülaziz tarafından mimar Sarkis ve Agop Balyan kardeşlere yaptırılan sarayın inşası 1864’te tamamlanmış, fakat tefriş edilmesi uzun sürdüğünden ancak 1865 yılında Sultan Abdülaziz saraya gelebilmiştir.

Saray; kompleksin ana yapısı olan Beylerbeyi Sarayı, sarayın deniz tarafındaki duvarının her bir köşesinde yer alan biri haremlik, diğeri selamlık deniz köşkleri, arka bahçede yer alan Mermer Köşk, Sarı Köşk ve Hasahır’dan oluşur. Bunlardan deniz köşkleri ve Beylerbeyi Sarayı Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmıştır. Diğer yapılar ise daha önce burada bulunan saraya aittir. Yapı 1984 yılında müze olarak ziyaretlere açılmıştır.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi ve Perşembe günleri dışında her gün 09.30-16.00 saatleri arasında gezilebilir.
Ücret: Tam: Cuma, Cumartesi, Pazar: 3.000.000.-TL.; diğer günler: 6.000.000 TL., Öğrenci: 750.000.-TL.
Adres : Abdullahağa Caddesi 81210, Beylerbeyi, Üsküdar.
Telefon : 0216 321 93 20 - 321 95 51

DOLMABAHÇE SARAYI MÜZESİ
Abdülmecit döneminin en görkemli yapısı olan Dolmabahçe Sarayı haremlik, selamlık, muayede salonu, cami, ahırlar gibi birçok bölümden oluşur. Garabet Balyan Neoklasik üslupta ana yapıyı, Nikola Balyan ise muayede salonlarını ve kapıları yapar.

Padişahın devlet işlerini yürüttüğü Mabeyn; işlevi ve görkemiyle Dolmabahçe Sarayı’nın en önemli bölümüdür. Girişte karşılaşılan Medhal Salon, üst katla bağlantıyı sağlayan Kristal Merdiven, elçilerin ağırlandığı Süfera Salonu ve padişahın huzuruna çıktıkları Kırmızı Oda; imparatorluğun tarihsel görkemini vurgulayacak biçimde süslenmiş ve döşenmiştir. Üst katta yer alan Zülvecheyn Salonu; padişahın Mabeyn’de kendine özel olarak ayrılmış dairesine bir tür geçiş mekanı oluşturmaktadır. Bu özel dairede, padişah için mermerleri Mısır’dan getirilmiş görkemli bir hamam, çalışabileceği oda ve salonlar bulunmaktadır.

Harem ve Mabeyn bölümleri arasında yer alan Muayede Salonu; Dolmabahçe Sarayı’nın en yüksek ve en görkemli parçasıdır. Salon, bodrumdaki tesislerden elde edilen sıcak havanın sütun diplerinden içeri verilmesiyle ısıtılmakta, böylelikle soğuk mevsimlere rastlayan törenler daha sıcak bir atmosferde yapılabilmekteydi. Geleneksel bayramlaşma töreni günlerinde, Topkapı Sarayı’nda bulunan altın taht bu salona getirilerek kurulur ve padişah bu tahtta devlet ileri gelenleriyle bayramlaşırdı. Galeriler ise elçilik görevlilerine, Saray Orkestrası’na, bay ve bayan konuklara ayrılmıştı.

Dolmabahçe Sarayı’nın Batı etkileri altında, Avrupa saraylarından örnek alınarak yapılmış bir saray olmasına karşılık, işlevsel kuruluşu ve iç mekan yapısında "Harem"in eskisi kadar kesin çizgilerle olmasa da ayrı bir bölüm olarak kurulmasına özen gösterilmiştir.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi ve Perşembe günleri dışında 09.00-15.00 saatleri arasında gezilebilir.
Ücret: Tam: Haftaiçi: 14.000.000.-TL, Haftasonu: 7.500.000 TL., Öğrenci: 1.500.000.-TL.
Adres: Çırağan Caddesi Beşiktaş
Telefon: 0212 236 90 00
Editör'ün Notu:
DİĞER YAZILARI
İLGİLİ YAZILAR


Copyright © Istanbul Postasi 2002 - 2005. Tüm Hakları Saklıdır, Hiçbir Ortamda Yayınlanamaz