ANASAYFA
|
EDEBİYAT
Orhan Veli Kanık: Sözleri Sözlere Benzemez -------------------- Tolga Kabataş | İstanbul {Date}
Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlanan Orhan Veli, Bütün Şiirleri kitabının kapağı
İstanbul Postası’nda yeni bir seriye başlıyoruz. Türk edebiyatında önemli yeri olan şair ve yazarların hayat hikayeleri ve eserleriyle ilgili yazılar bundan sonra “Edebiyat” bölümümüzde yer alacak. Müzik bölümünde yaptığımız çalışmaya benzer bir arşiv oluşturmak istiyoruz.
Serimizin ilk ismi Orhan Veli Kanık. Bir seriye başlarken ilk ismi seçmek her zaman zordur. Herkesin beğendigi sanatçılar vardır ama bir tanesini seçin deseniz, mutlaka bir isim diğerlerinden bir adım önde durur. İşte benim için şiir konusunda bu isim Orhan Veli Kanık.
Ben Orhan Veli’yi lise yılarımda keşfettim. Ünlü bir şair olarak adını ve bütün Türkiye’ye mal olmuş bir iki mısrasını bilirdim ama kitaplarını okumamıştım. Müşvik Kenter’in “Ben Orhan Veli” isimli oyununu izlediğimde hem Kenter’in performansını, hem de Orhan Veli’nin şiirlerini ayakta alkışladım. Ardından “bütün şiirleri” kitabını aldım ve satır satır okudum. Bir iki sene içinde okunmaktan kitabın cildi bozuldu ve sayfaları ayrılmaya başladı.
Orhan Veli’nin kafiyeli yazılmış şiirleri de güzeldir ama asıl dehası kafiye kullanmadan, sadece kelimeler arasındaki carpıcı ahenk ile yazdığı şiirlerdir. Türk edebiyatında serbest nazım adı altında yeni bir cağın başlamasında önemli etkisi olmuştur. Eğer gençliğinizde içinizdeki gizli şairi hayata geçirmeye çalışıp bir iki satır karaladıysanız, kafiyesiz etkileyici şiir yazmanın ne kadar zor olduğunu biliyorsunuzdur. Bugün son derece sıradan görünen serbest nazım, o günlerde Türk şiiri açısından devrim niteliğinde bir gelişmeydi.
Orhan Veli’nin hayat hikayesinde, bir dahinin hayatında olmasını bekleyebileceğiniz bütün olaylar var. Diğer dahiler gibi asıl değeri ölümünden sonra anlaşıldı. Kısa hayatı yokluk içinde geçti. Kendi tabiriyle güzel bir adam değildi ama aşk ve duygu hayatından hiç eksik olmadı ve herşeyden önemlisi belki de trajikomik denilebilecek bir olayla henüz hayatının baharındayken, daha uzun yıllar güzel sözleriyle ve yazıarıyla hem Türkiye’yi, hem de dünyayı etkileyecekken, aramızdan ayrıldı.
Orhan Veli’nin 36 yıllık kısacık hayatına sığdırmayı başardığı bütün güzel sözler, Türkçe okuma yazma bilen herkes tarafindan en azından bir kere okunmalı bence!
***
ÜNİVERSİTE EĞİTİMİ YARIM KALDI Orhan Veli Kanık, 13 Nisan 1914 tarihinde İstanbul'da doğdu. Galatasaray'da başladığı öğrenimini, babasının atandığı Ankara'da Gazi İlkokulu ve Ankara Erkek Lisesi'nde sürdürdü. Lise sıralarında Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le arkadaş oldu. Liseyi bitirince İstanbul'a dönerek, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi (1932), ancak yüksek öğrenimini yarım bıraktı (1935).
1936'da Ankara'ya döndü ve askere gidene kadar PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Milletlerarası Nizamlar Bürosunda memurluk yaptı. Askerlik sonrasında iki yıl kadar, Ankara'da, Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'nda çalıştı. 1947'de, Hasan Âli Yücel'in yerine Reşat Şemsettin Sirer'in bakan olarak atanması üzerine, Milli Eğitim Bakanlığında "antidemokratik bir hava" esmeye başladığını söyleyerek, görevinden istifa etti. 1 Ocak 1949 tarihinden itibaren on beş günde bir yayımlanan Yaprak dergisini çıkarmaya başladı. 15 Haziran 1950'ye kadar yayımlanan bu dergiyi parasal güçlükler nedeniyle yayımlayamaz olunca Ankara'dan ayrılıp, İstanbul'a döndü.
1950 sonbaharında, bir haftalığına geldiği Ankara'da, 10 Kasım 1950 gecesinde, yolda, onarım için kazılmış bir çukura düşerek ayağından yaralandı. İstanbul'a döndükten sonra, bir arkadaşının evindeyken, durumu birdenbire kötüleştiği için kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi'nde, 14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanamasından öldü, Rumelihisarı Mezarlığı'na gömüldü.
İLK YAZILAR OKUL DERGİSİ VE VARLIK’TA Orhan Veli’nin ilk yazıları, Ankara Erkek Lisesi'nde okul kooperatifin parasıyla Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile birlikte Sesimiz dergisinde yayınlandı. İlk şiirleri Varlık dergisinde yayımladı ve müthiş ilgi gördü. Şiir ve yazıları, Varlık dergisinden başka İnsan, Ses, Gençlik, Küllük, İnkılapçı Gençlik, Ülkü, Demet gibi dergilerde yayımlandı. 1941'de liseden arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte Garip adlı şiir kitabını çıkararak Türk şiirinde yenileşme hareketini başlattı.
İkinci Dünya Savaşına katılmayan ama katılmış kadar etkilenen Türkiye'de, Türk şiirini bir takım kalıp ve klişelerden, şairanelikten, yıpranmış benzetmelerden kurtaranlardan biri oldu, kısa, basit ama vurucu bir söylem -eda- geliştirdi. Şiirin bilinen ve kabul gören sınır taşlarını yerinden oynattı. Yalın bir halk dili kullandı, yergi ve gülmeceden yararlanarak, sıradan yaşantıların şiirinin de yazılabileceğini gösterdi.
ORHAN VELI KANIK’IN KITAPLARI Şiir Kitapları: Garip (1941), Vazgeçemediğim (1945), Destan Gibi (1946), Yenisi (1947), Karşı (1949), Bütün Şiirleri (1951);
Düzyazı: Nesir Yazıları (1953), Edebiyat Dünyamız (1975); (manzum hikâye) Nasrettin Hoca Hikâyeleri (1949);
Derleme: Fransız Şiiri Antolojisi (1947);
Çeviri: A.de Musset'den Bir Kapı ya Açık Durmalı ya Kapalı (O. Rifat ile, 1943), Barberine (1944), Molière'den Scapin'in Dolapları (1944), Sicilyalı yahut Resimli Muhabbet (1944), Tartuffe (1944), Versailles Tulûatı (1944), Gogol'den Üç Hikâye (Erol Güney ile, 1945), A. R. Lesage'dan Turcaret (1946), La Fontaine'in Masalları (1948), Shake-speare'den Hamlet ve Venedikli Tüccar (Ş. Erdeniz ile, 1949), Batıdan Şiirler (O. Rifat ve M. Cevdet ile, 1953), J. Anouilh'den Antigone (1955), J. P. Sartre'dan Saygılı Yosma (1961), Bütün Çeviri Şiirleri (1982); Turgenyev'den El Kapısında (1994).
Kaynak: Yapı Kredi Yayınları ve www.siir.gen.tr
|
|
|
Editör'ün
Notu:
|
|
|
 |
|